merhaba sevgili okur, o zamanlar birini sevmenin, bir semti özlemenin, bir şarkıya takılı kalmanın hepsini aynı yere koyuyordum. çünkü hepsi aynı şeye çıkıyordu.
“benim eksik kaldığım şey balat değil” demişim. çünkü mesele gerçekten balat değildi. mesele, kendimi ait hissettiğim her yerin bir şekilde elimden kayıp gitmesiydi. bir insan, bir ev, bir şehir, bir ihtimal…
bugün aynı yerden yazsam, belki daha az dramatik kurardım cümleleri. belki bağzı kelimeleri seçmezdim ama o hissi tanıyorum. insanın kendi hayatında misafir gibi dolaşması ne demek, iyi biliyorum. kısa bir spoiler sevgili okur; her şey bir yana, sen bir yana demiyorum artık. her şey bir yana, ben bir yana. insan benliğini bulup gururla söyleyemiyormuş bazı şeyleri. sussan da susmasan da, bazı şeyler olması gerektiği için olurmuş. paradoksa izin vermeyince, paradoks sen oluyormuşsun. sonra öğreniyormuş insan, paradoksu ifade etmeyi. kendini de ifade ediyormuş böylece. bu da öyle bi’ paradoks işte.
o yüzden bu yazıyı silmiyorum.
ve galiba burası biraz da kendimi yeniden tanımam için var.
12 Kasım 2021
merhaba sevgili okur, her nerden okuyorsan nerden ulaştıysan buraya.
benim çıkmazıma hoş geldin.
yazmazsam ağlayacaktım.
ruh halimi en iyi anlatan başlığı koydum. yarım ve yarına kalmışım. geri dönüp baktığında karşıma dikilen hataları bir bir yıkmaktayım. yıkarken aynı zamanda yıkılmaktayım da. insanın geçmişiyle yüzleşirken imdat diye bağırması normal mi? valla imdat.
geriye dönük yapılan hataları düzeltme şansım olmuyor. geçen gün arkadaşım güzel bir soru sordu aslında. insan ruh halinin bozuk olduğunu nasıl anlar diye. harbiden nasıl anladığımı düşünürken yine burada buldum kendimi. hatalarım, yanlışlarım oldu. insanın kendini, duygularını kontrol edemediğinin farkına varması çok acı. can yakıcı.
bu gece değişik duygular içindeyim. yazmaya başladım ama nereye gideceğini, nereye bağlanacağını kestiremiyorum. bir tek ben bilirim seni sevdiğimi, bir de balat bilir biraz. gözlerim dolu dolu gezdim. yaşadıklarım, paylaştıklarım, düşmelerim kalkmalarım… hepsi bir bir geçti gözümün önünden. koca bir yarım kalmışlık. gecenin sikinde sokakta yürürken bir tanıdığa rastlayıp selamlaşmak veya bir kafeye oturunca tanınmak tamamlamıyor beni. benim eksik kaldığım şey balat değil. bu bendeki seyir değil.
bitmedi, yazacağım daha. yazmazsam ağlayacağım çünkü. alçakça olacak biraz. dinlediğin, söylediğin her şarkıda onu hissetmek… başka bir şey. her şeyi geç, aldığım nefesin kıymetini bilmediğim zamanlarda onu sevmek… hayata tutunamazken ona tutunmak… nasıl ifade edilir ki bu? sığdıramadığım kelimeler, kuramadığım cümleler ve ifade edemediğim bir ben var. bundan iyi ifade edemezdim deyip paradoksa dönüşmesine izin vermeyeceğim. yooo. yok öyle bi’ şey.
her şey bir yana, sen bir yana. okuduğunu biliyorum. o yüzden bazı şeyleri dile getirmiyorum. tutuyorum içimde. benliğimi bulduğumda karşına geçip gururla söyleyeceğim bazı şeyleri. şimdilik susuyorum.
sadece bu gece balata sarılıp ağlamak istiyorum.
müsaadenizle.
