merhaba sevgili okur, o zamanlar kendimi bulmaya çalışırken, kendime daha çok yabancılaşıyordum sanırım. geçmişle kavga ediyordum, bugünle kavga ediyordum, gelecekle de daha gelmeden kavga ediyordum. insan bazen kendi hayatının içinde bile bekleme odasında kalıyormuş. tedavi süreci, iş durumu, aşk, aile, şehir, geçmiş… hepsi akıyor ama sen bekliyorsun. pullu japon balığı gibi. eeen turuncusundan.
bugün bakınca bu yazının en dürüst yeri şu: “belki de ben buyum. hadi diyelim ki ben buyum, ya sonra?” ya sonra sevgili ben, inan biz varız. biz buyuz. kabullenmek de büyük erdem, öğreniyorsun zamanla. aşktan, işten, gelmişten geçmişten biliyorsun zira. senin en büyük korkun, potansiyelin. potansiyelinin peşinde koşmaktan korkuyorsun. hala daha devam ediyor bu. “her şey geçti” deyip sarıldım sana. yetmiyor ama sevgili ben. sana da yetmiyordu, bana da yetmiyor. kendimizden kaçıyoruz. çünkü insan kendini tanımaktan da korkabiliyor. bulduğu şey hoşuna gitmezse ne olacak? ya bütün o roller gidince geriye sahici bir ben kalırsa? ya o sahici ben de dağınık, yorgun, kırgın ve ne yapacağını bilmeyen biriyse? biraz öyleyiz. yine de sonra öğreniyormuş insan.
sahici bir ben, sahte bir benden iyiymiş bazen.
30 Kasım 2021
ya sonra
birkaç gündür pek keyfim yok ve yazasım gelmedi açıkçası. iyi hissetmiyorum ve her şey üstüme geliyormuş hissi var yine. kendimle tanışırken kendime yabancılaşıyorum sanki. geçmişte olan şeyler dürtüyor, hatırladıkça güçsüzleşiyorum. belki de yine sessizleştiğimden. bilmiyorum. bekleme evresindeyim. her şeyi beklemekten de yoruldum. ya sahici bir siktir çekip cidden her şeye sıfırdan başlayacağım ya da artık kendimi affedip her şeyle barışacağım. çocukça kaçmalardan, saklanmalardan yoruldum. sahici bi’ dengesizlik, sahte bir dengeden iyidir.
boğulduğum, yorulduğum günler de geride kalacak. her şey geçti deyip sarılır mısınız o gün, görür müyüz o günü? kestiremiyorum. artık bir şeylerle savaşmak, kavga etmek istemiyorum. fotoğraflar, anılar, bu bloga yazılanlar falan. her şeyle bi’ kavga halindeyim. ne gerek var? bilmiyorum. bu ara hiçbir şeyi bilmiyormuş gibi hissediyorum. her şeyi beklemekten yoruldum. cidden yoruldum yani laf olsun diye değil. tedavi süreci, iş durumu falan. hayat akıyor, zaman geçiyor ve ben bekliyorum. vallahi ismail abi gibiyim. pullu japon balığı böyle. eeen turuncusundan. montumun da turuncu tarafını giymeye başladım yeniden. fazla anlamlı…
bu kavga bitti bence. ben yenildim ve gücüm kalmadı. barışalım artık. geçmişle, şu an ve gelecekle. barışmam lazım önce kendimle. nasıl yapacağım? öğreneceğim. ben illa bi’ yolunu bulurum. hep buldum. yine bulurum. ama yorgunum.
sahici bir dengesizlik, sahte bir dengeden iyi midir yoksa yine ben hatalar zincirine mi giriyorum. çok anlamsız ve dağınık bi’ yazı oldu. benim gibi hissettirdi bu. sanırım şu an benden bir şeyler okudunuz. rol yok, roller yok. sahici bir ben varım. belki de ben buyum. hadi diyelim ki ben buyum, ya sonra?
2 Aralık 2021
bir ben kaldım
bir iki gün aralıklı yazıyorum bu ara çünkü çok iyi hissetmiyorum kendimi. tetiklenmelerim arttı biraz. tedavi süreci ilerliyor ve ben iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum. dürtüsel değil, mantıklı hareket ediyorum. geçmişte yaptıklarıma bakıyorum onları inceliyorum falan. değiştirmek istediğim çok şey var. değiştireceğim. yepyeni bir ben doğuracağım. çünkü bir ben kaldım. tenhasında gecenin avutulmamış ben.
cidden istanbul dönüşü, aldığım kararları sorgulamaya başlayıp çıkmaza düştüğüm bi’ dönemdeyim. kendimi sorguluyorum, yargılıyorum. içimde öfke, kızgınlık falan yok bu arada. acıyarak bakıyorum kendime. keşke daha önce yardımına koşsaymışım. hastalık süresince çok büyük konuştuğum zamanlar oldu ve ne dediysem ya yuttum ya da yapmak zorunda kaldım. o yüzden bu blogda hiç büyük harf kullanmamaya karar verdim. blogun ilk yazısından, bu yazıya kadar hiç büyük harf kullanmadım. böyle ufak şifreler belirliyorum kendime. kendimi kendime hatırlatan.
yazmadığıma bakmayın zira yazmak istediğim, paylaşmak istediğim çok şey var ama şu an susuyorum. kendimi iyi hissettiğimde açarım ağzımı. işi gücü olanlar çoktan gitti. bir ben kaldım. voltasında gecenin hiç uyumamış ben.
uyku düzenim de bozuldu doğal olarak. neyse. olsun gözüm olsun. ne olacaksa olsun. baya şiiri yedirdim bu yazıya. dedikodu ortasında pay edilen krem gibi oldu böyle ama… ayrıldığımı hissediyorum kendimden. bağımsızlık kazanıyorum sanki. git gide hastalıklı düşüncelerden, dürtüsel hareketlerden vazgeçiyorum. yıllardır alışmış olduğum kendimden vazgeçiyorum. o yüzden kendime gelsin bu şarkı. bu da benim sana, ayrılırken hediyem olsun.
