merhaba sevgili okur, burada ilk kez kendime daha yumuşak bakmaya başlamışım sanırım. hala güçsüzüm, hala yorgunum, hala ne yaptığımı tam bilmiyorum ama ilk kez kendime sadece kızmıyorum. “tanıdıkça seveceğim” demişim. bu cümle bugün biraz daha anlamlı geliyor.
çünkü insan bazen kendini tanıdığını sanıyor. huylarını, öfkesini, kaçışlarını, hatalarını, sevdiklerini, sevemediklerini biliyor sanıyor. sonra bir gün dönüp baktığında aslında sadece kendine dayanmanın yollarını öğrenmiş. kendini tanımak başka bir şeymiş.
o zamanlar her şeyle vedalaşmaya çalışıyordum. geçmişle, pişmanlıkla, yanlış kararlarla, eski benle. bugün bakınca çok acelem varmış gibi geliyor. bir gecede iyileşmek, bir yazıyla toparlanmak, bir kararla değişmek istiyormuşum. yine de o aceleyi küçümseyemiyorum. çünkü bazen insanın hayatta kalmak için acele etmesi gerekiyor.
bu yazıyı da o yüzden bırakıyorum burada.
çünkü burada kendimi ilk kez sadece yargılamıyorum.
duymaya da çalışıyorum.
sevgiyle.
4 Aralık 2021
toprak yağmura
merhaba dostlar, güçsüz hissettiğim günlerden geçtiğimi söylemiştim sanırım. genel olarak bir şey yapmaya güç bulamıyorum. havalardan mı bilmiyorum zira severdim kapalı havaları aslında. bahar geldiğinde mi ben böyle olurum yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar falan diye uzar gider bu paradoks kendi içimde. o yüzden bu karmaşaya son vererek devam ediyorum anlatmaya.
hiç tüm geçmişinizi sorgulayıp napmışım ben veya napıyorum lan ben dediniz mi? verdiğiniz emek, döktüğünüz gözyaşı, sevdikleriniz ve nefret ettiklerinizle yüzleştiniz mi? yüzleştikçe aslında elle tutulur bir şeylerin olmadığını gördünüz mü? kendimi tanıyamadığım çok an var ve yeni yeni fark ediyorum hepsini. bir bir adımlayıp üzerine gidiyorum. kendi içimde büyük bir savaş dönüyor ve ben o savaş hatıralarımı buraya yazıyorum bi’ bakıma. ne şehit ne gazi bok yoluna gitmişim niyazi. pişman olduğum çok şey var ama pişmanlığın faydası yok. o yüzden pişmanlığımı da kucaklayacağım mecbur. kılışdar gibi helalleşe helalleşe ilerliyorum. bu iç hesaplaşmam da beni yatağa bağlıyor. yani o anlamda değil. yoo. öyle bi bağlamak değil…
yine de çıkıyorum yataktan. yine yürüyorum sokaklarda, bazen yan masadaki muhabbete kulak kesilmek için çıkıyorum bazen müzik dinlemek için adımlıyorum bu şehri. yani kısaca her şey akışında. yalnızlığım da dahil buna. bugün günlerden senden sonra. sanki çok sevmiş gibi yapanların ülkesinde kaçacak yer buluruz elbette.
evet yorgunum. evet güçsüzüm ama kendimi yeni tanıyorum. tanıdıkça seveceğim, daha çok tutunacağım kendime. gücümü boşa harcamak yerine, kendime güç olup değiştirmek istediğim ne varsa üstüne gideceğim. ve değiştireceğim. bu blogu okuyorsan zaten bunu yapacağımı da bilirsin. 24 yıllık reklam arası sona erdi diyebilir miyiz? vallahi bir gecede uykusuz kalmadık… geçmişten kalan her şeyle adım adım vedalaşma vakti. vedalaşırken de her duygumu sonuna kadar yaşayacağım. erteleme öteleme yok. ne hissediyorsam o. sonra yeniden severim bir şeyleri. gerçi hep böyle olmaz mı zaten? gelecek geçmişe, geçmiş şimdiye, toprak yağmura, ben sana aşık olurum yeniden.
sevgiyle.
24 Aralık 2021
içimde ölen biri var.
merhaba dostlar, birkaç haftadır çok yazmıyordum biraz kafa dinlemeye ihtiyacım vardı açıkçası. işe yaradı mı tam olarak bilmiyorum ne umdum da ne buldum. çok da önemsemedim. baş başa kalmam gerekliydi kendimle. depremler oluyor beynimde ve dışarıda siren sesi var. bazen şarkının akışına bırakıp hissettirdiği neyse büyümesini beklediğim anlar oluyor. ve tam şu an mesela o anlardan biri yaşanıyor.
hadi bir şeyler söyle, çocuk gözlerim dolsun. duygusal bi’ topa dönüştüm yine. ara ara yokluyor böyle. neler yaşadım lan ben farkındalığı geliyor. kızdığım ve hak verdiğim yerler var kendime. siktimin şehrinde geçirdiğim yılların kaçını yaşadım harbiden? yüzde versem veremiyorum mesela. insanoğlu garip cidden. kontrolü kaybettiğim çok yer oldu. insanın kendi kontrolünü yitirmesi… çok garip gelmiyor mu? yaşasam da idrak etmekte zorlanıyorum. araba kazası yaşamak gibi aslında. anlık oluyor ve sonrasında sonuçlarını fark ediyorsun. kaporta çizilmiş devam edelim de diyemiyorsun amk. yani kısaca ben arabayım. vıınnnnnnn. motor benim komutanım gibi deliricem…
bir gülsen ağlayacağım, bir gülsen kendimi bulacağım. istediğin kadar kız, istediğin kadar söv ve istediğin kadar kendi yoluma bakıyorum de. başladığın noktaya geri dönüyorsun. nasılını falan bırakalım bir kenara. artık nedenlerden çok sonuçlara bakılan yaşlardayız. yaz bunu güzel laf. ben de sonuç odaklı olayım dedim. bir süredir öyle yapmaya çalışıyordum. her şey rutine bağlamıştı falan. sonra işte. sıkıldım kendimden. bünye rutine alışık değil ve alışmadık götte don durmuyo tam olarak. önce bünyeyi alıştırcaz rutine. yaş olmuş yirmi beş. hastalığı rahatsızlığı falan sikerler kardeşim. o göte o donu gerekirse bantlıcaz aslan parçası. aslan parçası benim.
uzun bir aradan sonra yazmak iyi geldi. ve uzun zamandır bu şarkıyı bilerek ne dinliyordum ne de söylüyordum. çünkü içimde intihar korkusu vardı. bir gülsen ağlayacağım demiştim ya işte. hadi ağlayalım.
müthiş bi’ aşkla.
