nasır

merhaba sevgili okur, bazı şeyler iyileşmiyor hemen. sadece kabuk bağlıyor. sonra tekrar acıyor, sonra tekrar kapanıyor, sonra bir bakıyorsun kalbin nasır tutmuş.

bugün bu yazıya bakınca tanıdık bir yorgunluk görüyorum. çalışmakla yataktan çıkamamak arasında gidip gelen, hedefini bilen ama her gün ona yürüyecek gücü bulamayan bir ben var burada. kendine çok kızan ama yine de kendini bırakmayan biri.

“dizlerim kabuk bağladı, kalbim nasır tuttu” demişim.

sanırım mesele ingiltere olmadı hiçbir zaman. tutunacak bir dal arıyordum hayatta. çünkü bazen güçlenmek, hiçbir şey hissetmemek değil. canın yandığı halde devam etmeyi öğrenmek. olsun. şu an baktığım zaman, yıllardır bu ülkede yaşayan biri olarak, kreatif tarafta ingiltere’ye uyum sağlayamazdım muhtemelen.

bu aslında, bazı şeyleri fark ettiğim ama kabullenmediğim bir yazı olarak dursun. içten içe bilip direndiğim sürecim için dursun. sonrasında olanları yazarım mutlaka. pişman değilim.

sevgiyle.

28 Mart 2022

nasır

merhaba dostlar, soğukların bitip sıcakların başladığı nisan ayına doğru giriş yaparken balkanlardan gelen soğuk hava dalgası gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığım bir dönemdeyim. çalışıp bir şeyler başarmakla depresyona girip eve kapanmak arasında bir çizgide yürüyorum. kimi zaman depresyona kimi zaman hayata meylettiğim düşe kalka yürüdüğüm bu yolda artık dizlerimin kanamasından da korkmuyorum. canımı yakan olaylar da olsa bir şekilde devam ediyorum. dizlerim kabuk bağladı, kalbim nasır tuttu. başlayalım mı?

bir başıma kalmak istediğim çok oluyor bu ara. yürüyüşe çıkıp bir saatte bitirdiğim yolu iki kez turlamaya başladım. biraz müzik, melike şahin ve ben ortamı yumuşatabiliriz gibi. hala ingilterenin vizeleri açmasını ve şartların netleşmesini bekliyorum. ingilizce çalışıyorum, tasarım yapıyorum. tüm günüm ya böyle ya da yataktan çıkmadan dizi, film izleyerek geçiyor. sevmediğim bir iş yapmam gerektiğinde bok gibi yapmaktansa iyi yapmaya çabalıyorum artık. research methods’dan nefret etsem de dört hafta sonunda son haftaya geldim. anlam veremediğim bazı tavırlar ve kararlar alabiliyorum hayata karşı. hep mi kadersiz hep mi imkansızlarda garip ömrüm?

çoğu zaman gerçekten tutunmakta zorlandığım günler oluyor. kolaya kaçıp ne olacak ki dediğim birkaç gün yaşadım yine. kaygan bir zeminde yürüyüp hem elimdekileri düşürmemeye hem de yolun sonuna ulaşmaya çabalıyorum. yoruldum. bir ağıt yaktım derinden, uyanır dağ deniz.

kapkaranlık geçen sayısız gecenin ardından ay ışığı bile görsem mutlu oluyorum. fakat ben ay ışığında yürümek değil, güneşi istiyorum. mükemmelliyetçiliğimle baş etmeye çabalıyorum bu ara. her şeyin en iyisi olmazsa hiç olmasın kafasından yavaş yavaş çıkmaya başladım. kendime yaptığım onca haksız eleştirinin yolunu tıkadım. yetersiz olmadığımı direten iç sesimi duydum. türkiye’de mi kalsam diye düşündüğüm sırada çıkan birkaç haberle yeniden yurtdışına yöneldim. ben duramam buralar dar efendim.

hedefi eylüle koydum. ıskalarsam ekime ıskalamazsam kasıma… bir umudum var, onu da soldurmam be canım.

aman. bezdim aman.

By:

Posted in:


Yorum bırakın