bu sen misin?

merhaba sevgili okur, yer kayıyor altımdan; depremler oluyor sanki beynimde. inan bu sefer biraz filtresiz yazacağım. tuttuğun bir yasın bittiğini anlayabilir misin? bu yas ne zaman geçer tahminen? gece yüz üstü yatınca kalbinin atışını hissetmekle eş değermiş bir yasın bitişi. neyin yasındasın diye sorarsan, yirmi dokuzda, otuzun yasındayım derim. gerçeği söylersem ne değişir ki? kalbinle görsen, yüreğinle duysan ne gelir elden? başlayalım mı?

mesela close friends denen illetten paylaştığımı kaç kişi okuyor? gerçeklik dolu şarjörler, bize ne kadarı düşer? mesele sanırım mevzu biraz da bu. hayatımızda yakın gördüğümüz insanların hayatında figürandan fazla yer tutmamak mı yaşamak? kendimden biliyorum ki yaptıkları her işe koşacağımdan emin olduğum insanların benim yaptığım işlere göz ucuyla bile bakmaması. her şeyi göze alan sevgiyi katletmişler mi? deyim bi’ tık ağır oldu da atasözlerini çoktan yargılayıp astık belki de.

hayranı olduğu isimlerle çalışmış, menajerliklerini yapmış sonra da sik sok şirketlerde yaşam pahasına hayatta kalmaya çalışmış biri olarak çok da konuşmaya hakkım yok. insan biraz da kendi değerini bilecek ki insanlar da değerini bilsin. sitem etsem de kızamıyorum çok fazla, zira ben kendi değerimi tam olarak bilip öğrenemedim. bugünden sonra farklı olacak desem de çok inanma, tam olarak değer nasıl bilinir bilmiyorum. dokun bana, yarım kalan ne çok şey var.

bir hanfendi vardı yıllar önce. her şeyimi ona bağlamıştım. değerimi, sevgimi, amacımı, var oluşumu. bir önceki yazıda belirttiğim gibi, bir süre sonra mevzu o değildi, ona yüklediğim değerin altında ezildim. hakkını yiyemeyeceğim, hayatta bazı insanlar öğretmen gibi tınlar. sevmeyi, sevilmeyi öğretmişti bana. ben de ona gitarımla karşılık vermiştim bir şubat gecesi, balat sokakları yağmurlu. “ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağardı” diye. yağmur geçermiş, aşk biraz da uykusuz kalırmış. uykusuzluk, zor zanaat. yine de yirmi dört saati geçmiş uykusuzluğumda şunu diyebilirim ki, var olduğu için şükrettiğim; yokluğuna da fazla anlam yüklemediğim bir insana dönüştü. gel bir sarayım, aşkın olayım be icardi…

rüzgar diner, kuytusuz kalır. mutsuzluğa da varan aşkı katlettim sevgili okur.

okuduysan, bu sen misin?

sevgiyle.

By:

Posted in:


Yorum bırakın