merhaba sevgili okur, standartlarımı aşıp bir ihtimalin arkasına sıkıca tutunduğum bir süreçten geçiyorum. kolay olmadığını biliyorum, kolay olmayacağını söylüyorum. geçmişte yaşamak yerine geçmişimden güç alıp bugünümle geleceği inşa edecek sabrım var. yine de söylemeliyim ki canımın acıdığı yerlerden yazacağım tüm ihtimalleri ve bir sene sonra bir hamakta toplayacağım bu hayatın meyvelerini. ver elini istanbul, gezelim senle şöyle bir. başlayalım mı?
2023’te blogda şunları yazmıştım. “tolga akış’ın ısrarla “sahne arkasına ihtiyacımız var” vurgusu üzerine ben de kariyerimi sahne arkasından başlatmanın daha doğru olduğuna karar verip hypers’ta booker olarak kalabilmenin hayaline düştüm.” deyip eklemişim “sahne arkası isteyen insan sayısının az olması ama hypers’ın en çok sahne arkasına ihtiyaç duyması da bir fırsat olarak görünüyor benim için.” diye. sonrasında da tam olarak nasıl yazdıysam o şekilde gerçekleşmiş. “fikirlerim hızlı değişiyor olabilir ama bu maymun iştahlılık veya ne istediğini bilmemek değil bence” diye de yazmışım, “dışarıdan nasıl gözüktüğümü çok düşünürdüm, uzun zamandır sikimde değil çünkü bu hayatı ben yaşıyorum. başkalarının düşüncelerine önem vermek yerine, kendi hayatımı yaşamaya gayret ediyorum. aldığım kararların sonucunda başarmak ya da başarmamak çok önemli değil, benim için denemek ve deneyebilecek cesareti göstermek büyük bir onur. kendimle gurur duyuyorum.” demişim ve hala aynı yerdeyim amına koyim. yıllardır tutarlı bir şekilde buralarda gezmem iyi midir kötü mü bilemem ama 2023’teki bana, anlatacaklarım var sana, kulelerine çınarlarına.
o yazıda sektöre girmeye ve tutunmaya çalışan biri vardı. şu an baktığımda sektöre girmiş ve öğrenmiş ama sektör bilgisini ve sektörü siktir etmiş biri var. dı, birkaç ay önceye kadar. sessiz sessiz kitap yazıyorum birkaç aydır. bu sefer niyetim daha farklı, sektörde yeni bir kapı açmak. 2023’teki yazımda da dediğim gibi, “riskse, evet risk. en fazla birkaç yıl daha kaybederim, şu ana kadar kaybettiklerimin yanında hiçbir şey kalır bu.”
tabii ki o zaman bunları yazarken 26 yaşında ve biraz daha hayatta yolu olan bir alptuğ vardı. şimdi ise 30’a merdiven dayamış ve iki basamağı kalmış biriyim. risk bu sefer daha büyük ve kaybedecek birkaç yıl, bana daha farklı şeylere mal olabilir. bunun farkında olsam da şunu söyleyebilirim sadece, ben buyum. duygularımla yaşar, ani kararlar alır, risklerin altında ezilebilir ya da aldığım risklerin ödüllerini toplarım. bugüne kadar çok sürünsem de risklerin altında ezilmediğim bir gerçek. bir kere geldiğimiz şu siktimin hayatında, yanılmayacaksak yıkılmayacaksak üzülüp kırılmadan, tek bir başarıya hapsolacaksak nasıl hatırlanacağız? bir gün bir rakı masasında oturup stabil bir hayat anlatmak istemiyorum, en azından 35’ime kadar. düşsem de kalksam da, başarsam da yenilsem de. bu benim ve benim hayatım. arkaya dönüp baktığımda “denemedim” diyeceğim bir şey kalmadı belki de. belki de gerçekten maymun iştahlı olarak görülüyorum dışarıdan. hepimiz maymundan gelmedik mi zaten? ne fark eder? siyasetin top noktasında yer alıp onlarla yemek yiyip sohbet etmek, türkiye’nin top isimlerinin kulislerinde yer alıp çıkmamış şarkılarını dinleyip ekiplerinde yer almak, kaç kere şirket kurduğunu unutmak ve kaç kere battığı yerden çıkmak… risksiz olur mu hiç sevgili okur? bu hazzın bıraktığı deneyim ve tadı, 3 yetmişlik içsen peş peşe yaşayamazsın o rakı masasında işte. ha sorarsan elinde somut ne var diye, bir ben varım bir de geçmişim işte. o geçmişe tutunup bugünümle inşa edeceğim o yüzden yarınımı. henüz bir evim ya da arabam yok. akli ehliyetim bile şüpheli. kısacası, çok şey kazanabilirim. sen kazan, ben kepçe dönüyorum sokaklarında peşi sıra.
aralık ocak gibi bir süreç başlatıp mart nisan gibi yeniden bir istanbul yolu görünüyor gibi. kendime daha itiraf edemesem de, bu işin yaşayan noktası istanbul. istesem de istemesem de bir şekilde yollarım kesişecek lanetli şehirle. üçüncü terim dönemi gibi döneceğim muhtemelen istanbula. bu süreçte bir kitabım yayınlanmış olacak nasipse. bir de albüm çıkaracağım. teknik anlamda kusursuzluğu aramak yerine, eski usül bir gitar bir vokal devam.
kısaca kendime bir şans daha verdim.
şans kapıyı kırsın.
sevgiyle.
